18 haftalık maraton programı süresince hafta içi koşularını Caddebostan sahilde yapıyorum. Zamanları değişkenlik gösterse de genellikle sabah saat 7:00'de ya da akşam 19.00'dan sonra oluyor. Bazen de uzun koşuları (ki bunlar cumartesi günlerine denk geliyor maraton programında) Belgrad Ormanı yerine Caddebostan'da yapıyorum.
Evden çıkıp insanların gezindiği sokaklardan geçerek sahile ulaşana kadar 3 km'lik bir yolu bitirmiş oluyorum. Bu 3 km sırasında insanların şaşkın ve alaycı bakışları altında koştuktan sonra sahile inmek ayrı bir keyif veriyor çünkü çok kötü hava koşulları hariç sahilde her zaman benim gibi sabahın köründe ya da akşam üzeri spor yapan insanlara rastlayabilmek mümkün. Kimi koşuyor, kimi tempolu yürüyüş yapıyor, köpeğini gezdiriyor ya da bisiklet/roller blade'e biniyor.
Sahilin bir başka müdavimleri de kediler. Özellikle uzun koştuğum günlerde, Caddebostan'dan başlayıp Kartal sahiline doğru yaptığım koşularda neredeyse her 50 metrede bir üçerli dörderli dolaşan, uyuklayan, birbirine dolanmış halde kedi yavruları görmek mümkün. Özellikle yaz sonundaki doğum furyasında dünyaya gelen ufaklıklar fazlasıyla oyuncu. Tabii burada barınabilmelerini sağlayan da her sabah/akşam evlerinden torbalarla sahile kuru mama/yemek taşıyan insanlar.
Sonuçta belki de hâlâ umut var. O kadar da acımasız bir dünya olmama şansı var buranın. Kim bilir!