
Bayram tatillerini pek sevmem. Genellikle tatil boyunca hep İstanbul'da kalır, herkes İstanbul'u terk ederken ben kendimi şehri bekleyen bir bekçi gibi hissederim.
Tatile yaklaşılan günlerde gittikça artan bir hızla azalan şehir nüfusu araç trafiğinde de etkisini gösterir. Böyle zamanlarda İstanbul'da kalanlar ve tenha sokakların tadını çıkarmaktan hoşlananlar ne demek istediğimi anlamıştır sanırım. Hele araç trafiğinin de azalmasıyla şehirde bisiklete binmek ayrı bir keyif verir.Yine o bayram günlerinden birinde sabah erken sayılabilecek bir vakitte kalktım. Aklımda bisiklete binmek vardı ama bana ısrarla yorgun olduğumu hatırlatan vücudum bu isteği çok da büyük bir şevkle paylaşmıyordu. Yaklaşık 3 aydır düzenli olarak maraton antrenmanlarında pazar günleri "cross training" denen daha hafif çalışmalara ayrılmış durumdayım. Bu günleri yaz boyunca devam eden güzel havaların da katkısıyla, genellikle bisiklete binerek geçirdim. (Tabii 7pf2p'den Erhan ve Barış'ın da bisiklet almasıyla cücelerin bir kısmı Caddebostan sahilinde Kartal-Fenerbahçe kahvaltılı bisiklet turlarımızdan daha önce bahsetmiştim.)
Yataktaki vicdan muhasebesinin sonunda (çünkü kararlılık göstererek kalkmak veya yatakta kalıp uyumaya devam etmek arasında her sabah bir seçim yapmak gerekli) zihnim bedenime söz geçirmeyi başardı. Yataktan kalkmam ile bisiklet üzerinde kendimi Caddebostan sahilinde bulmam arasında yaklaşım 13 dakika vardı.
Sahil alışık olmadığım kadar sakindi. Hafif de olsa sonbaharın serinliği hissediliyordu. Yorgunluğun alametleri olan kas ağrılarını çok da göz ardı edemeyeceğime karar verdikten sonra kısa bir gezinti kararımı uygulamaya koydum. Bunun isabetli bir karar olduğu da yaklaşık 1 saatlik tempolu bisiklet sürüşünün tam sonunda çiseleyerek yolları ıslatmaya başlayan yağmura yakalanmadan eve döndüğümde anlaşılmıştı.
Ortalama Hız: 19km/s
Toplam km: 18.1km