Dinliyorum/Çalıyorumcem uçan, kişisel web sitesihttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum2010-08-22T07:07:49ZJoomla! 1.5 - Open Source Content ManagementRonaldo Giovanni Padovan2010-05-17T19:09:38Z2010-05-17T19:09:38Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/aklima-geldikce/81-ronaldo-giovanni-padovanAdministratorcucan@cemucan.com<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><img style="float: right;" alt="290px-ronnie_james_dio" src="images/stories/290px-ronnie_james_dio.jpg" width="340" height="340" />Ronaldo Giovanni Padovan yani Ronnie James Dio 16 Mayıs 2010 günü öldü. Haberi aynı gün akşam saatlerinde aldım.</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"> Hiçbir zaman Dio'nun sadık bir dinleyicisi olmadım, fakat bugün, James Dio'nun ses verdiği albümlerin arasında gezinirken aslında dinleyici olarak müzik geçmişimde önemli bir yere sahip olduğunu biraz şaşkınlık biraz da pişmanlıkla fark ettim. Bugün dinlediğim şarkılar beni bir yandan seksenlerin ortasındaki ilk gençlik dönemine, evimize girip çıkan o zamanın çağdaş rock, hard rock, heavy metal şarkılarına götürdü. </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Seslerin bir zaman makinası gibi iş görebildiğini daha önce de deneyimlemiştim. Yine de bugün, Rainbow, Black Sabbath ve Dio dönemlerinden adlarını bilmediğim, ama melodileri hâlâ zihnimin bir yerlerinde tazeliğini koruyan pek çok şarkıyla karşılaştığımda, zihnimin içindeki, tam olarak nerede gizlendiklerini hiçbir zaman bilemeyeceğim anların, seslerin varlığına bir defa daha hayranlıkla şahit oldum.</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Son yıllarda bir kaç defa yapmak durumunda kaldığım gibi, </span><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Syd Barrett, Richard Wright ve Esbjorn Svensson'un ardından </span><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">James Dio'ya da sesler aracılığıyla veda ettim. </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Bu kez hoparlörden Holy Diver yükseliyordu.<br /></span></p><p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><img style="float: right;" alt="290px-ronnie_james_dio" src="images/stories/290px-ronnie_james_dio.jpg" width="340" height="340" />Ronaldo Giovanni Padovan yani Ronnie James Dio 16 Mayıs 2010 günü öldü. Haberi aynı gün akşam saatlerinde aldım.</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"> Hiçbir zaman Dio'nun sadık bir dinleyicisi olmadım, fakat bugün, James Dio'nun ses verdiği albümlerin arasında gezinirken aslında dinleyici olarak müzik geçmişimde önemli bir yere sahip olduğunu biraz şaşkınlık biraz da pişmanlıkla fark ettim. Bugün dinlediğim şarkılar beni bir yandan seksenlerin ortasındaki ilk gençlik dönemine, evimize girip çıkan o zamanın çağdaş rock, hard rock, heavy metal şarkılarına götürdü. </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Seslerin bir zaman makinası gibi iş görebildiğini daha önce de deneyimlemiştim. Yine de bugün, Rainbow, Black Sabbath ve Dio dönemlerinden adlarını bilmediğim, ama melodileri hâlâ zihnimin bir yerlerinde tazeliğini koruyan pek çok şarkıyla karşılaştığımda, zihnimin içindeki, tam olarak nerede gizlendiklerini hiçbir zaman bilemeyeceğim anların, seslerin varlığına bir defa daha hayranlıkla şahit oldum.</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Son yıllarda bir kaç defa yapmak durumunda kaldığım gibi, </span><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Syd Barrett, Richard Wright ve Esbjorn Svensson'un ardından </span><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">James Dio'ya da sesler aracılığıyla veda ettim. </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Bu kez hoparlörden Holy Diver yükseliyordu.<br /></span></p>7pf2p Babylon'daydı: Yeni konser Bronx Pi Sahne 8 Mayıs2010-03-20T11:54:55Z2010-03-20T11:54:55Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/7pf2p/80-7pf2p-babylondaAdministratorcucan@cemucan.com<p>Bir 7pf2p Konseri daha Babylon'daydı... Bir sonraki konser Bronx Pi Sahne 8 Mayıs Cumartesi akşamı.</p>
<p> </p>
<img alt="14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n" src="images/stories/14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n.jpg" width="600" height="450" />
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 8pt;"><br /></span></p><p>Bir 7pf2p Konseri daha Babylon'daydı... Bir sonraki konser Bronx Pi Sahne 8 Mayıs Cumartesi akşamı.</p>
<p> </p>
<img alt="14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n" src="images/stories/14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n.jpg" width="600" height="450" />
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 8pt;"><br /></span></p>7pf2p Sezonun Son Konseri BronxPi Sahnedeydi2010-03-20T11:54:55Z2010-03-20T11:54:55Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/7pf2p/82-7pf2p-sezonun-son-konseri-bronxpi-sahnedeydiAdministratorcucan@cemucan.com<p>8 Mayıs Cumartesi akşamı, Bronx Pi Sahne'de bu sezonki son konsere çıktık. Yaz boyunca ufukta yeni bir konser görünmüyor. Bu zamanı olası yeni projeler ve Ağustos ayında doktora için ABD'ye gidecek olan Taha'nın yerini doldurmaya çalışmakla geçireceğiz gibi duruyor. Yeni dönemde 7pf2p yeni şarkılar ve projelerle tekrar konserlere başlayacak.</p>
<p>Konserlere gelen, gelemeyen, müziği destekleyen herkese teşekkürler.</p>
<p> </p>
<img alt="14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n" src="images/stories/14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n.jpg" width="500" height="375" /><br />
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 8pt;"><br /></span></p><p>8 Mayıs Cumartesi akşamı, Bronx Pi Sahne'de bu sezonki son konsere çıktık. Yaz boyunca ufukta yeni bir konser görünmüyor. Bu zamanı olası yeni projeler ve Ağustos ayında doktora için ABD'ye gidecek olan Taha'nın yerini doldurmaya çalışmakla geçireceğiz gibi duruyor. Yeni dönemde 7pf2p yeni şarkılar ve projelerle tekrar konserlere başlayacak.</p>
<p>Konserlere gelen, gelemeyen, müziği destekleyen herkese teşekkürler.</p>
<p> </p>
<img alt="14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n" src="images/stories/14992_381654262482_633197482_4303697_2524046_n.jpg" width="500" height="375" /><br />
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 8pt;"><br /></span></p>7pf2p Bronx-Pi Sahnedeydi2010-01-25T21:26:56Z2010-01-25T21:26:56Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/7pf2p/76-7pf2p-bronx-pi-sahnedeAdministratorcucan@cemucan.com<p>29 Ocak gecesi Bronx Pi Sahne'deydik.</p>
<p>Bu arada ilk defa konser afişlerimize İstanbul'un çeşitli yerlerinde rastlamak mümkün. Garip bir his yaratıyor insanda. Biraz mesafa koymasına neden oluyor yaptığı iş ile arasına. En azından benim için böyle. Sanki bu afişteki konserde ben çalmayacağım da sadece dinleyici olarak gidecekmişim hissi. Alışık olmadığım bir durum. Bir de fotoğraf (neyse ki her zamanki gibi ben görünmüyorum)... Aslında olağan bir durum, konser ve afiş... Yine de garip işte!</p>
<p><img alt="photo" src="images/stories/photo.jpg" width="600" height="800" /></p><p>29 Ocak gecesi Bronx Pi Sahne'deydik.</p>
<p>Bu arada ilk defa konser afişlerimize İstanbul'un çeşitli yerlerinde rastlamak mümkün. Garip bir his yaratıyor insanda. Biraz mesafa koymasına neden oluyor yaptığı iş ile arasına. En azından benim için böyle. Sanki bu afişteki konserde ben çalmayacağım da sadece dinleyici olarak gidecekmişim hissi. Alışık olmadığım bir durum. Bir de fotoğraf (neyse ki her zamanki gibi ben görünmüyorum)... Aslında olağan bir durum, konser ve afiş... Yine de garip işte!</p>
<p><img alt="photo" src="images/stories/photo.jpg" width="600" height="800" /></p>7pf2p Tekrar Babylon'daydı2009-12-25T11:17:14Z2009-12-25T11:17:14Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/7pf2p/73-7pf2p-tekrar-babylondaydiAdministratorcucan@cemucan.com<p><img alt="photo_08092009151820_2647" src="images/stories/photo_08092009151820_2647.jpg" width="272" height="130" /></p>
<p>7pf2p tekrar Babylon'daydı...</p>
<p>26 Aralık Cumartesi akşamı, 21:40 gibi sahnedeydik. Bu defa, önceki konserlere göre biraz daha kısa bir konser oldu, ara vermeden 2 saat 15 dakika sürdü. Önceki konserlere göre dinleyici kitlesi daha kalabalıktı: Güzel bir hava ve Cumartesi gününün farkı olsa gerek. Sahnede bizler mutluyduk, görebildiğim kadarıyla oradakilerle paylaşılan bir mutluluktu.</p>
<p>Bazı şarkıları (echoes ya da animals'tan şarkılar mesela) çalmadığımız için üzülenler, sitem edenler oldu yine. Genelde her konserde bir animals parçası ya da echoes çalıyoruz fakat bu defa konser sonrası babylon'daki partinin varlığı konser süresini kısaltmamıza neden oldu.</p>
<p>Bir sonraki konser 29 Ocak Bronx Pi Sahne'de. Belki yepyeni şarkılar olabilir o gece. Çalışıyoruz!</p>
<p>Herkese iyi seneler.</p><p><img alt="photo_08092009151820_2647" src="images/stories/photo_08092009151820_2647.jpg" width="272" height="130" /></p>
<p>7pf2p tekrar Babylon'daydı...</p>
<p>26 Aralık Cumartesi akşamı, 21:40 gibi sahnedeydik. Bu defa, önceki konserlere göre biraz daha kısa bir konser oldu, ara vermeden 2 saat 15 dakika sürdü. Önceki konserlere göre dinleyici kitlesi daha kalabalıktı: Güzel bir hava ve Cumartesi gününün farkı olsa gerek. Sahnede bizler mutluyduk, görebildiğim kadarıyla oradakilerle paylaşılan bir mutluluktu.</p>
<p>Bazı şarkıları (echoes ya da animals'tan şarkılar mesela) çalmadığımız için üzülenler, sitem edenler oldu yine. Genelde her konserde bir animals parçası ya da echoes çalıyoruz fakat bu defa konser sonrası babylon'daki partinin varlığı konser süresini kısaltmamıza neden oldu.</p>
<p>Bir sonraki konser 29 Ocak Bronx Pi Sahne'de. Belki yepyeni şarkılar olabilir o gece. Çalışıyoruz!</p>
<p>Herkese iyi seneler.</p>Domuzların Ahı Tuttu!2009-12-03T10:12:16Z2009-12-03T10:12:16Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/7pf2p/72-domuzlarin-ahi-tuttuAdministratorcucan@cemucan.com<p><img alt="pigs" src="images/stories/pigs.jpg" width="500" height="375" /></p>
<p>Bir önceki yazıda konserin ne kadar yorucu olduğundan bahsetmiştim. Yazıyı yazarken farkında olmadığım bir başka etken daha varmış, belki de yorgunluğu pekiştiren bir etken... ve ben tabii ki ne olduğunu sonradan öğrendim: Domuz Gribi!</p>
<p>Evet, konser sonrasındaki iki gün içinde, 7pf2p'nin yarısından fazlası domuz gribinin çeşitli semptomlarıyla karşı karşıya geldi. Her birimizde farklı şekillerde gün yüzüne çıkan hastalığın sadece 7pf2p ile sınırlı kalmadığını, konsere gelen bazı seyircilerde de etkili olduğunu gelen mesajlar sayesinde anladık.</p>
<p>(Bir grup insan da, konserde Pigs çalmadığımız için domuzların ahını aldığımızı belirten sevimli mesajlar gönderdi. Kim bilir belki de haklıydılar, bir sonraki konserde Pigs set listte yer alacak bu gidişle)</p>
<p>Sonuç olara, benim için zaten bir koşturmaca olarak geçip giden konserin sonrasında bir de hastalıkla uğraşmak, pek de güleryüzle hatırlamak istemediğim bir başka bayram tatili anısı olarak diğerlerinin yanında yerini aldı.</p>
<p>Gripsiz, sağlıklı günler!</p><p><img alt="pigs" src="images/stories/pigs.jpg" width="500" height="375" /></p>
<p>Bir önceki yazıda konserin ne kadar yorucu olduğundan bahsetmiştim. Yazıyı yazarken farkında olmadığım bir başka etken daha varmış, belki de yorgunluğu pekiştiren bir etken... ve ben tabii ki ne olduğunu sonradan öğrendim: Domuz Gribi!</p>
<p>Evet, konser sonrasındaki iki gün içinde, 7pf2p'nin yarısından fazlası domuz gribinin çeşitli semptomlarıyla karşı karşıya geldi. Her birimizde farklı şekillerde gün yüzüne çıkan hastalığın sadece 7pf2p ile sınırlı kalmadığını, konsere gelen bazı seyircilerde de etkili olduğunu gelen mesajlar sayesinde anladık.</p>
<p>(Bir grup insan da, konserde Pigs çalmadığımız için domuzların ahını aldığımızı belirten sevimli mesajlar gönderdi. Kim bilir belki de haklıydılar, bir sonraki konserde Pigs set listte yer alacak bu gidişle)</p>
<p>Sonuç olara, benim için zaten bir koşturmaca olarak geçip giden konserin sonrasında bir de hastalıkla uğraşmak, pek de güleryüzle hatırlamak istemediğim bir başka bayram tatili anısı olarak diğerlerinin yanında yerini aldı.</p>
<p>Gripsiz, sağlıklı günler!</p>Yorucu Bir Konser Günü2009-11-14T10:10:20Z2009-11-14T10:10:20Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/7pf2p/71-yorucu-bir-konser-gunuAdministratorcucan@cemucan.com<p><strong>Yorucu bir gün olacağını biliyordum...</strong></p>
<p>Konser gecesi 22:30'da sahnede olmak demek aslında sahne saatinden 7-8 saat önce başlayan bir hazırlık gerektiriyor. Aşina olmayanlar için belirtmekte yarar var. 10 kişilik bir grubun sahneye kurulması (hiç tahmin edemeyeceğiniz aksilikleri hesaba katmazsanız) 2-3 saati bulabiliyor. Özellikle de tanımadığınız bir mekânda, ilk defa çalacaksanız ya da çalacağınız mekândaki görevli sayısı bir (rakamla 1) ise işiniz oldukça zor.</p>
<p>Bronx-Pi'de daha önce konser vermemiştik. Sahnenin büyüklüğü konusunda, ekipmanlar konusunda da pek bilgimiz yoktu. Neyse ki sahne konusunu biraz deneme yanılma yöntemiyle çözebildik. Ekipmanlar da oldukça iyiydi. Tabii ki her zamanki gibi sorunsuz bir kurulum olmadı. Kurulum derken de bir açıklama yapmalı, bahsettiğim şöyle bir iş akışını içeriyor:</p>
<p>1- Sahne yerleşiminin belli olması</p>
<p>2- Enstrümanların yerleştirilmesi</p>
<p>3- Mikser masasına giden kabloların döşenmesi</p>
<p>4- Mikrofonlanacak enstrümanlar (davul, gitar amplileri) ve vokal mikrofonlarının standlarını ve mikrofonlarını yerleştirmek</p>
<p>5- Kabloların hangi kanallara gittiğinin belirlenmesi</p>
<p>6- Soundcheck: Tüm enstrümanların seslerinin ton ve seviyelerin belirlenmesi, dengelenmesi ve bir sürü başka teknik işlem...</p>
<p>Bunlar hepsi aynı anda yapılabilecek işler fakat tek görevli olunca kesinlikle vakit alıyor. Nitekim bize yardımcı olan tek görevli aynı anda barın üstündeki elektrik montajı, ışık sistemindeki arızanın giderilmesi gibi türlü işlerle uğraşınca da işler gecikebiliyor. Neyse ki anlayışlı ve sabırlı bir görevliydi.</p>
<p><strong>Çok uzatmayayım...</strong></p>
<p>Sonuçta öğlen 4'te vardığımız Bronx-Pi'de kurulum 6 gibi tamamlandı. 7'de Yazı-Yorum Seminerleri için Cihangir'e gitmem gerektiğinden en geç 6:30'da yola çıkmalıydım. 6'da davul mikrofonlarının takılmasıyla hemen hızlı bir ses ayarı yapıp artık işleri biraz da şansa bırakarak 6:35 gibi ayrıldım. Beni kapıda bekleyen seminer katılımcılarından da burada özür dilemem gerek sanırım. Anlayışları için teşekkürler tekrar :)</p>
<p>Mekâna soluk soluğa geri döndüğümde saat 9'u geçiyordu ve 7pf2p davulsuz soundcheck yapmakla meşguldü. Ben ise aç ve yorgundum. Hemen bir Money çaldık, saksofonla birlikte ufak bir prova yaptık. Sesler kulağımıza oldukça farklı geliyordu. Bir süre alışmak iyi olur diye düşünüyordum ki artık kapıların açılacağını bildirdiler. Yukarıdaki kuliste konser saatini leblebi, fındık, fıstık yiyerek ve grup adına bir twitter hesabı (http://www.twitter.com/7pf2p) açıp sohbet ederek bekledik.</p>
<p><strong>Isınmadan konsere çıkmak...</strong></p>
<p>Gerçekten de böyle bir şey var aslında. Evet, müzisyen değiliz hiçbirimiz, amatör bir çabayla, sevdiğimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, amacımız keyif almak. İşte tam da bu yüzden sahnede kendimizi rahat hissetmemiz önemli. Dışarıda duyulan seslerle bizim içeride duyduklarımız arasında fark olduğunu hissettiğimiz anda sorunlar başlıyor. Birbirimizi duyamıyoruz vs vs. Türlü sorunlar yani. Nedense sahnede kaldığımız 3 saat 15 dakikanın ancak son saatinde biraz daha oturdu her şey benim için. Biraz rahatladığımdaysa konser bitmişti.</p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong style="font-weight: bold;">Seyirci...</strong></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">3 yıla yakın bir süredir 7pf2p olarak konserlere çıkıyoruz. İlk başlarda seyirciyle aramızda sıcak bir bağ kuramayışımızı Pink Floyd'un mesafeli duruşuna yormuştuk. Sonradan anladık ki biz biraz sıcaklaşınca dinleyenler de ısınıyor, büyük ihtimalle sahneye alışmaktan, biraz daha güvenle çalmaktan kaynaklanan bir sıcaklık hemen sahnenin önündekilere de yansıyor. Son bir yıldır gittiğimiz her yerde coşkulu bir kalabalık, hep bir ağızdan söylenen şarkılar, mutlu yüzler görüyoruz. Kendimiz için iyi bir şeyler yaptığımızı düşünüyorduk, artık galiba dinleyenler/seyredenler için de bir fark yaratabiliyoruz.</p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">Sonuçta yoruluyoruz ama sevdiğimiz bir şeyle uğraşıyoruz. (Zaman zaman bu "saygı grubu" meselesini para kazanmak için yaptığımızı söyleyen yorumlarla karşılaşıyoruz. Sadece gülerek geçiyorum. Gerçekten.)</p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">Son 3 yılda olanlar beni hâlâ şaşırtıyor. Bakalım ileride daha neler olacak!</p>
<p><img src="images/stories/n166465397286_6982.jpg" width="200" height="150" alt="n166465397286_6982" /></p><p><strong>Yorucu bir gün olacağını biliyordum...</strong></p>
<p>Konser gecesi 22:30'da sahnede olmak demek aslında sahne saatinden 7-8 saat önce başlayan bir hazırlık gerektiriyor. Aşina olmayanlar için belirtmekte yarar var. 10 kişilik bir grubun sahneye kurulması (hiç tahmin edemeyeceğiniz aksilikleri hesaba katmazsanız) 2-3 saati bulabiliyor. Özellikle de tanımadığınız bir mekânda, ilk defa çalacaksanız ya da çalacağınız mekândaki görevli sayısı bir (rakamla 1) ise işiniz oldukça zor.</p>
<p>Bronx-Pi'de daha önce konser vermemiştik. Sahnenin büyüklüğü konusunda, ekipmanlar konusunda da pek bilgimiz yoktu. Neyse ki sahne konusunu biraz deneme yanılma yöntemiyle çözebildik. Ekipmanlar da oldukça iyiydi. Tabii ki her zamanki gibi sorunsuz bir kurulum olmadı. Kurulum derken de bir açıklama yapmalı, bahsettiğim şöyle bir iş akışını içeriyor:</p>
<p>1- Sahne yerleşiminin belli olması</p>
<p>2- Enstrümanların yerleştirilmesi</p>
<p>3- Mikser masasına giden kabloların döşenmesi</p>
<p>4- Mikrofonlanacak enstrümanlar (davul, gitar amplileri) ve vokal mikrofonlarının standlarını ve mikrofonlarını yerleştirmek</p>
<p>5- Kabloların hangi kanallara gittiğinin belirlenmesi</p>
<p>6- Soundcheck: Tüm enstrümanların seslerinin ton ve seviyelerin belirlenmesi, dengelenmesi ve bir sürü başka teknik işlem...</p>
<p>Bunlar hepsi aynı anda yapılabilecek işler fakat tek görevli olunca kesinlikle vakit alıyor. Nitekim bize yardımcı olan tek görevli aynı anda barın üstündeki elektrik montajı, ışık sistemindeki arızanın giderilmesi gibi türlü işlerle uğraşınca da işler gecikebiliyor. Neyse ki anlayışlı ve sabırlı bir görevliydi.</p>
<p><strong>Çok uzatmayayım...</strong></p>
<p>Sonuçta öğlen 4'te vardığımız Bronx-Pi'de kurulum 6 gibi tamamlandı. 7'de Yazı-Yorum Seminerleri için Cihangir'e gitmem gerektiğinden en geç 6:30'da yola çıkmalıydım. 6'da davul mikrofonlarının takılmasıyla hemen hızlı bir ses ayarı yapıp artık işleri biraz da şansa bırakarak 6:35 gibi ayrıldım. Beni kapıda bekleyen seminer katılımcılarından da burada özür dilemem gerek sanırım. Anlayışları için teşekkürler tekrar :)</p>
<p>Mekâna soluk soluğa geri döndüğümde saat 9'u geçiyordu ve 7pf2p davulsuz soundcheck yapmakla meşguldü. Ben ise aç ve yorgundum. Hemen bir Money çaldık, saksofonla birlikte ufak bir prova yaptık. Sesler kulağımıza oldukça farklı geliyordu. Bir süre alışmak iyi olur diye düşünüyordum ki artık kapıların açılacağını bildirdiler. Yukarıdaki kuliste konser saatini leblebi, fındık, fıstık yiyerek ve grup adına bir twitter hesabı (http://www.twitter.com/7pf2p) açıp sohbet ederek bekledik.</p>
<p><strong>Isınmadan konsere çıkmak...</strong></p>
<p>Gerçekten de böyle bir şey var aslında. Evet, müzisyen değiliz hiçbirimiz, amatör bir çabayla, sevdiğimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, amacımız keyif almak. İşte tam da bu yüzden sahnede kendimizi rahat hissetmemiz önemli. Dışarıda duyulan seslerle bizim içeride duyduklarımız arasında fark olduğunu hissettiğimiz anda sorunlar başlıyor. Birbirimizi duyamıyoruz vs vs. Türlü sorunlar yani. Nedense sahnede kaldığımız 3 saat 15 dakikanın ancak son saatinde biraz daha oturdu her şey benim için. Biraz rahatladığımdaysa konser bitmişti.</p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong style="font-weight: bold;">Seyirci...</strong></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">3 yıla yakın bir süredir 7pf2p olarak konserlere çıkıyoruz. İlk başlarda seyirciyle aramızda sıcak bir bağ kuramayışımızı Pink Floyd'un mesafeli duruşuna yormuştuk. Sonradan anladık ki biz biraz sıcaklaşınca dinleyenler de ısınıyor, büyük ihtimalle sahneye alışmaktan, biraz daha güvenle çalmaktan kaynaklanan bir sıcaklık hemen sahnenin önündekilere de yansıyor. Son bir yıldır gittiğimiz her yerde coşkulu bir kalabalık, hep bir ağızdan söylenen şarkılar, mutlu yüzler görüyoruz. Kendimiz için iyi bir şeyler yaptığımızı düşünüyorduk, artık galiba dinleyenler/seyredenler için de bir fark yaratabiliyoruz.</p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">Sonuçta yoruluyoruz ama sevdiğimiz bir şeyle uğraşıyoruz. (Zaman zaman bu "saygı grubu" meselesini para kazanmak için yaptığımızı söyleyen yorumlarla karşılaşıyoruz. Sadece gülerek geçiyorum. Gerçekten.)</p>
<p style="margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">Son 3 yılda olanlar beni hâlâ şaşırtıyor. Bakalım ileride daha neler olacak!</p>
<p><img src="images/stories/n166465397286_6982.jpg" width="200" height="150" alt="n166465397286_6982" /></p>Elma İçinde Beatles2009-11-04T18:33:47Z2009-11-04T18:33:47Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/aklima-geldikce/70-elma-icinde-beatlesAdministratorcucan@cemucan.com<p>Son yıllarda müzik endüstrisindeki değişimde en fazla pay sahibi şirketin Apple Computer olduğunu söylemek herhalde fazla abartılı olmaz. Dünya son 7-8 yılda, iTunes, iPod, iPhone gibi ürünlerle geleneksel anlamda bilgisayar donanımı işinde olan Apple'ın nasıl bir anda iletişim ve eğlence sektöründe önemli bir oyuncu olduğuna şahit oldu.</p>
<p>Bu kez bir başka Apple (bu gerçekten de başka bir elma, Beatles'ın sahibi olduğu Apple Corp'tan bahsediyorum) müzik dünyasına bir yenilik getiriyor. Apple Corp'tan yapılan açıklamaya göre Beatles'ın 14 albümü içeren bütün katalogu, elma şeklinde bir usb flash bellek içinde Aralık ayından itibaren satışa sunulacak.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="images/stories/143646-view_386.jpg" width="386" height="114" alt="143646-view_386" /></p>
<p>Elmanın İçindeki Beatles ürünü stereo olarak yeniden mikslenmiş 14 albüm, 13 kısa belgesel ve bir çok görsel malzemeyi barındırıyor. 44.1 Khz, 24 bit FLAC ve 320 Kbps MP3 formatında 16 GB'lık bir flash bellek içinde satışa sunulacak olan Beatles Katalogu'nun satış fiyatının 279.99$ (280 değil !) olması bekleniyor.</p>
<p>Bir küçük not: Dijital Beatles Katalogu'nun iTunes'da (ya da diğer online müzik mağazalarında) satışa sunulmayacağı açıklandı.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için<a href="http://beatles.fanfire.com/cgi-bin/WebObjects/Store.woa/wa/artist?artistName=Beatles.com&sourceCode=BEAWEB" target="_blank">>>></a></p><p>Son yıllarda müzik endüstrisindeki değişimde en fazla pay sahibi şirketin Apple Computer olduğunu söylemek herhalde fazla abartılı olmaz. Dünya son 7-8 yılda, iTunes, iPod, iPhone gibi ürünlerle geleneksel anlamda bilgisayar donanımı işinde olan Apple'ın nasıl bir anda iletişim ve eğlence sektöründe önemli bir oyuncu olduğuna şahit oldu.</p>
<p>Bu kez bir başka Apple (bu gerçekten de başka bir elma, Beatles'ın sahibi olduğu Apple Corp'tan bahsediyorum) müzik dünyasına bir yenilik getiriyor. Apple Corp'tan yapılan açıklamaya göre Beatles'ın 14 albümü içeren bütün katalogu, elma şeklinde bir usb flash bellek içinde Aralık ayından itibaren satışa sunulacak.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="images/stories/143646-view_386.jpg" width="386" height="114" alt="143646-view_386" /></p>
<p>Elmanın İçindeki Beatles ürünü stereo olarak yeniden mikslenmiş 14 albüm, 13 kısa belgesel ve bir çok görsel malzemeyi barındırıyor. 44.1 Khz, 24 bit FLAC ve 320 Kbps MP3 formatında 16 GB'lık bir flash bellek içinde satışa sunulacak olan Beatles Katalogu'nun satış fiyatının 279.99$ (280 değil !) olması bekleniyor.</p>
<p>Bir küçük not: Dijital Beatles Katalogu'nun iTunes'da (ya da diğer online müzik mağazalarında) satışa sunulmayacağı açıklandı.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için<a href="http://beatles.fanfire.com/cgi-bin/WebObjects/Store.woa/wa/artist?artistName=Beatles.com&sourceCode=BEAWEB" target="_blank">>>></a></p>Bir 7pf2p Konseri Daha2009-10-26T13:08:12Z2009-10-26T13:08:12Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/7pf2p/69-bir-7pf2p-konseri-dahaAdministratorcucan@cemucan.com<p style="text-align: center;"><strong><img style="padding: 0px; margin: 0px;" alt="IMG_0757_300x213" height="213" width="300" src="images/stories/deneme/IMG_0757_300x213.jpg" /></strong></p>
<p><strong>İlginç haller...</strong></p>
<p>Yolculuk güzel başlıyor. İstanbul'dan güneşli bir havada yola çıkıyoruz.</p>
<p>İlk defa konforlu bir araçla deplasmana gidiyoruz. Deri, geniş koltuklar... Daha önceki yolculuklara göre nispeten daha az şamata var. Herkes enerjisini sound-check ve geceye ayırmış durumda.</p>
<p>Bolu'da yediğimiz kötü bir yemeğin ardından akşam üzeri beş gibi DipSahne'ye varıyoruz ve vakit geçirmeden kurulmaya başlıyoruzz. On küsür konser sonra artık biraz daha hızlıyız. Hepimiz süreçte bir şeyler öğrendik. Ben hemen davulu tonluyoum. Akustik tonundan memnun kalınca sound-checkte gerisi ses mühendisimiz Görkem'e kalıyor.</p>
<p><strong>Sound-check...</strong></p>
<p>Daha önceki sound-checklerin aksine mini bir prova şeklinde geçmiyor bu seferki. Daha çok "takılıyoruz". İşini bitiren iniyor fakat sahnede kalanlar bir şeyler çalmaya başladı mı dayanamayarak yeniden sahneye çıkıyor. Ceki'nin yeni klavyesi "Motif"in şahane elektrikli piyano tonları, Hakan'ın yeni 5 telli bası ve Emir'in varlığı bizi 80'lerin pop-caz-progressive havalarına götürüyor. Yaklaşık yarım saat takılıyoruz.</p>
<p><strong>Kulis...</strong></p>
<p>Aslında her konserde bir sürü gariplik/komiklik ve türlü türlü şey geliyor başımıza. Bu konserin odağındaysa kulis var. Konser sonrası Ankara'da konaklamadan İstanbul'a geri döneceğimiz için tüm boş zamanımızı kuliste geçiriyoruz. Sigara yasağının uygulanmadığı tek yer olan kulis bir anda kahve moduna giriyor. Tolga'nın uçağı gecikme yapmazsa 21:30'da Ankara'da olacak. "Bir aksilik olur da konsere yetişemezse" konulu felaket senaryolarının gerçekleşmemesiyle rahatlıyoruz.</p>
<p>Tam can sıkıntısından bahsedecekken, kuliste bazı kostümler gözümüze çarpıyor. Bundan sonrası belki de çok fazla söze gerek bırakmıyor. Eğleniyoruz kısaca.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0765_225x291.jpg" width="225" height="291" alt="IMG_0765_225x291" /><span style="font-size: small;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0773_200x300.jpg" width="200" height="300" alt="IMG_0773_200x300" /></span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p style="text-align: center;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0759_215x300.jpg" width="215" height="300" alt="IMG_0759_215x300" /><span style="font-size: small;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0782_200x300.jpg" width="200" height="300" alt="IMG_0782_200x300" /></span></p>
<p><strong>Konser...</strong></p>
<p>Artık alışkın olduğumuz coşkulu kalabalık. 250 kişi civarında ve şarkıları hep beraber söylüyoruz. Tolga bir ara soruyor "daha önceki konserlerimizde burada olan var mı?" Ben en fazla 20 el sayabiliyorum. Demek yeni insanlar var bu gece aramızda. Ayrı bir keyifle çalıyorum.</p>
<p><strong>Dogs...</strong></p>
<p>Asılsız bir dedikodu var: Sözde "Dogs" şarkısının çalınmasına muhalefet ediyormuşum! Külliyen yalan. Seyirci bis'te Dogs, Dogs diye bağırıyor. Daha doğrusu 1-2 kişi başka bir çok şarkı adı arasında "dogs" diyor. Erhan'la göz göze geliyoruz. "Çalalım diyoruz". Konserin sonu, tüm yorgunluğun çökmesi beklenen bir an olmasına rağmen oldukça enerjik bir "Dogs" oluyor. Ben de bağıra bağıra şarkıyı söylerken buluyorum kendimi.</p>
<p><strong>Konser Sonu...</strong></p>
<p>Normal şartlarda eşyaları toplamamız ve hemen yola çıkmamız gerekiyor. Pek de öyle olmuyor. Yolculuğun, konserin ve daha kim bilir başka ne türlü baskıların üzerimizden kalktığını hissediyor olmalıyız. Bir masanın etrafında oturup saçma sapan, akla ziyan bir sürü şeyden bahsedip biralarımızı içiyoruz. Tabii ki bir Ankara klasiği haline gelen "Purple Rain" çalınca da kendimizden geçerek şarkıya bağıra bağıra eşlik ediyoruz.</p>
<p>Bizi zar zor eşya toplamaya ikna ediyor DibSahne'nin yorgun personeli. Eşyaları yüklüyoruz ve çorbacı... Yorgunluk iyice üzerimize çöküyor. Kelimeler birbirine karışıyor. Hesabın ödenmesinin ardından, arkamızda kimseyi bırakmadan (malum kalabalık bir grubuz) arabaya atlıyoruz.</p>
<p>Yola çıkışımızın onuncu dakikasında içerideki sesler kesiliyor. Karanlık bir Ankara sabahından İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz.</p><p style="text-align: center;"><strong><img style="padding: 0px; margin: 0px;" alt="IMG_0757_300x213" height="213" width="300" src="images/stories/deneme/IMG_0757_300x213.jpg" /></strong></p>
<p><strong>İlginç haller...</strong></p>
<p>Yolculuk güzel başlıyor. İstanbul'dan güneşli bir havada yola çıkıyoruz.</p>
<p>İlk defa konforlu bir araçla deplasmana gidiyoruz. Deri, geniş koltuklar... Daha önceki yolculuklara göre nispeten daha az şamata var. Herkes enerjisini sound-check ve geceye ayırmış durumda.</p>
<p>Bolu'da yediğimiz kötü bir yemeğin ardından akşam üzeri beş gibi DipSahne'ye varıyoruz ve vakit geçirmeden kurulmaya başlıyoruzz. On küsür konser sonra artık biraz daha hızlıyız. Hepimiz süreçte bir şeyler öğrendik. Ben hemen davulu tonluyoum. Akustik tonundan memnun kalınca sound-checkte gerisi ses mühendisimiz Görkem'e kalıyor.</p>
<p><strong>Sound-check...</strong></p>
<p>Daha önceki sound-checklerin aksine mini bir prova şeklinde geçmiyor bu seferki. Daha çok "takılıyoruz". İşini bitiren iniyor fakat sahnede kalanlar bir şeyler çalmaya başladı mı dayanamayarak yeniden sahneye çıkıyor. Ceki'nin yeni klavyesi "Motif"in şahane elektrikli piyano tonları, Hakan'ın yeni 5 telli bası ve Emir'in varlığı bizi 80'lerin pop-caz-progressive havalarına götürüyor. Yaklaşık yarım saat takılıyoruz.</p>
<p><strong>Kulis...</strong></p>
<p>Aslında her konserde bir sürü gariplik/komiklik ve türlü türlü şey geliyor başımıza. Bu konserin odağındaysa kulis var. Konser sonrası Ankara'da konaklamadan İstanbul'a geri döneceğimiz için tüm boş zamanımızı kuliste geçiriyoruz. Sigara yasağının uygulanmadığı tek yer olan kulis bir anda kahve moduna giriyor. Tolga'nın uçağı gecikme yapmazsa 21:30'da Ankara'da olacak. "Bir aksilik olur da konsere yetişemezse" konulu felaket senaryolarının gerçekleşmemesiyle rahatlıyoruz.</p>
<p>Tam can sıkıntısından bahsedecekken, kuliste bazı kostümler gözümüze çarpıyor. Bundan sonrası belki de çok fazla söze gerek bırakmıyor. Eğleniyoruz kısaca.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0765_225x291.jpg" width="225" height="291" alt="IMG_0765_225x291" /><span style="font-size: small;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0773_200x300.jpg" width="200" height="300" alt="IMG_0773_200x300" /></span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p style="text-align: center;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0759_215x300.jpg" width="215" height="300" alt="IMG_0759_215x300" /><span style="font-size: small;"><img src="images/stories/deneme/IMG_0782_200x300.jpg" width="200" height="300" alt="IMG_0782_200x300" /></span></p>
<p><strong>Konser...</strong></p>
<p>Artık alışkın olduğumuz coşkulu kalabalık. 250 kişi civarında ve şarkıları hep beraber söylüyoruz. Tolga bir ara soruyor "daha önceki konserlerimizde burada olan var mı?" Ben en fazla 20 el sayabiliyorum. Demek yeni insanlar var bu gece aramızda. Ayrı bir keyifle çalıyorum.</p>
<p><strong>Dogs...</strong></p>
<p>Asılsız bir dedikodu var: Sözde "Dogs" şarkısının çalınmasına muhalefet ediyormuşum! Külliyen yalan. Seyirci bis'te Dogs, Dogs diye bağırıyor. Daha doğrusu 1-2 kişi başka bir çok şarkı adı arasında "dogs" diyor. Erhan'la göz göze geliyoruz. "Çalalım diyoruz". Konserin sonu, tüm yorgunluğun çökmesi beklenen bir an olmasına rağmen oldukça enerjik bir "Dogs" oluyor. Ben de bağıra bağıra şarkıyı söylerken buluyorum kendimi.</p>
<p><strong>Konser Sonu...</strong></p>
<p>Normal şartlarda eşyaları toplamamız ve hemen yola çıkmamız gerekiyor. Pek de öyle olmuyor. Yolculuğun, konserin ve daha kim bilir başka ne türlü baskıların üzerimizden kalktığını hissediyor olmalıyız. Bir masanın etrafında oturup saçma sapan, akla ziyan bir sürü şeyden bahsedip biralarımızı içiyoruz. Tabii ki bir Ankara klasiği haline gelen "Purple Rain" çalınca da kendimizden geçerek şarkıya bağıra bağıra eşlik ediyoruz.</p>
<p>Bizi zar zor eşya toplamaya ikna ediyor DibSahne'nin yorgun personeli. Eşyaları yüklüyoruz ve çorbacı... Yorgunluk iyice üzerimize çöküyor. Kelimeler birbirine karışıyor. Hesabın ödenmesinin ardından, arkamızda kimseyi bırakmadan (malum kalabalık bir grubuz) arabaya atlıyoruz.</p>
<p>Yola çıkışımızın onuncu dakikasında içerideki sesler kesiliyor. Karanlık bir Ankara sabahından İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz.</p>Sahne Halleri2009-10-26T06:40:19Z2009-10-26T06:40:19Zhttp://www.cemucan.com/dinliyorumcaliyorum/aklima-geldikce/68-sahne-halleriAdministratorcucan@cemucan.com<p style="text-align: center;"><strong><img style="padding: 0px; margin: 0px;" alt="cem1" height="203" width="300" src="images/stories/cem1.jpg" /></strong></p>
<p>Sahnede olmak, sahnenin en arkasında olmak, sahnenin en arkasında olup belki de en geniş görüş açısına sahip olmak (ya da öyle olduğunu düşünmek) çok rahatlatıcı bir düşünce değil. Burada sahnedeki sanatçının yalnızlığı gibi fikirlerden bahsetmeyeceğim. Sahneye çıkan herkesin (ve sahneye çıkan kişiye bakan herkesin) farklı bir tecrübesi, düşüncesi vardır bu konuda elbette.<br /><br />Öyle acayip sayıda olmasa da yirmi beş yıl içinde her yıl için en az bir konserde sahnede bulunmuşumdur. Onca yıl her konserde, ne kadar rahat olduğumu düşünsem de, zaman zaman (itiraf etmeli ki çoğunlukla), kendimle ve sonrasında çevremle ilgili türlü türlü düşüncelerin istilasına uğruyor zihnim.<br /><br />Bir yandan çalmakta olduğumuz şarkını ritmini belirli sınırlar içinde tutmak, bir yandan ellerimi kontrol etmek (acaba doğru bir pozisyonda mı bagetler, az sonra gelecek olan bölümde her zamanki hareketlerimi mi yapsam -alışıldık, ezberlenmiş- yoksa daha yeni bir şeyler mi yapmalı) bir yandan seyirciyle (ki aslında varlığımdan pek de haberdar olmadığını düşündüğüm seyirciyle, çünkü işlev itibariyle alt yapıdır davul, temeldir ama alttadır, bunu sahne düzlemine taşırsak arkadadır, gözden ırak olan...) iletişim kurmaya çalışmak (en azından tek yönlü) ve daha bir sürü iş. Tüm bunları yaparken de içinde bulunduğun durumdan (müzik yapmak, sevdiğin türde müzik yapmak, her türlü mecburiyetten sıyrılmış olmak, sahnede özgür olmak) keyif almak... Hepsi bir arada, alt alta ya da yan yana sıralanınca pek zor işlermiş gibi görünseler de aynı ana sığabiliyorlar.</p>
<div style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><img src="images/stories/7pf2pankarab_s_11.jpg" width="320" height="214" alt="7pf2pankarab_s_11" /></span></div>
Beni şaşırtan da tüm bunların farkında olduğunu düşündüğüm zihin hallerim. (Şimdi ritm biraz kaçtı, vokaller biraz ton dışında, simdi sol taraftaki seyircilerin ilgisini bu şarkıda tutamadık, kendi aralarında konuşuyorlar, şu anda gitarın tonu sanki biraz fazla sert bu şarkı için... ve "ama tüm bunlar da çok keyifli" değil mi, "otuz altı yaşındasın ve kendi isteğinle, kendi keyfin için yapabildiğin bir meşgalen var ve bak herkes gülümsüyor", "galiba iyi bir şeyler yapıyorsunuz".)<br /><br />Konser halleri ve sahne halleri bunları düşündürüyor zaman zaman. Galiba, hayattaki varlığına inandığım genel muğlaklığın kapsamında konser halleri ayrı bir yere sahip. İnişler ve çıkışlar, zihnin farklı halleri, aynı ana sıkışan düşüncelerin aralarındaki mesafe...<br /><br />Bu haller bir garip haller!
<p> </p><p style="text-align: center;"><strong><img style="padding: 0px; margin: 0px;" alt="cem1" height="203" width="300" src="images/stories/cem1.jpg" /></strong></p>
<p>Sahnede olmak, sahnenin en arkasında olmak, sahnenin en arkasında olup belki de en geniş görüş açısına sahip olmak (ya da öyle olduğunu düşünmek) çok rahatlatıcı bir düşünce değil. Burada sahnedeki sanatçının yalnızlığı gibi fikirlerden bahsetmeyeceğim. Sahneye çıkan herkesin (ve sahneye çıkan kişiye bakan herkesin) farklı bir tecrübesi, düşüncesi vardır bu konuda elbette.<br /><br />Öyle acayip sayıda olmasa da yirmi beş yıl içinde her yıl için en az bir konserde sahnede bulunmuşumdur. Onca yıl her konserde, ne kadar rahat olduğumu düşünsem de, zaman zaman (itiraf etmeli ki çoğunlukla), kendimle ve sonrasında çevremle ilgili türlü türlü düşüncelerin istilasına uğruyor zihnim.<br /><br />Bir yandan çalmakta olduğumuz şarkını ritmini belirli sınırlar içinde tutmak, bir yandan ellerimi kontrol etmek (acaba doğru bir pozisyonda mı bagetler, az sonra gelecek olan bölümde her zamanki hareketlerimi mi yapsam -alışıldık, ezberlenmiş- yoksa daha yeni bir şeyler mi yapmalı) bir yandan seyirciyle (ki aslında varlığımdan pek de haberdar olmadığını düşündüğüm seyirciyle, çünkü işlev itibariyle alt yapıdır davul, temeldir ama alttadır, bunu sahne düzlemine taşırsak arkadadır, gözden ırak olan...) iletişim kurmaya çalışmak (en azından tek yönlü) ve daha bir sürü iş. Tüm bunları yaparken de içinde bulunduğun durumdan (müzik yapmak, sevdiğin türde müzik yapmak, her türlü mecburiyetten sıyrılmış olmak, sahnede özgür olmak) keyif almak... Hepsi bir arada, alt alta ya da yan yana sıralanınca pek zor işlermiş gibi görünseler de aynı ana sığabiliyorlar.</p>
<div style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><img src="images/stories/7pf2pankarab_s_11.jpg" width="320" height="214" alt="7pf2pankarab_s_11" /></span></div>
Beni şaşırtan da tüm bunların farkında olduğunu düşündüğüm zihin hallerim. (Şimdi ritm biraz kaçtı, vokaller biraz ton dışında, simdi sol taraftaki seyircilerin ilgisini bu şarkıda tutamadık, kendi aralarında konuşuyorlar, şu anda gitarın tonu sanki biraz fazla sert bu şarkı için... ve "ama tüm bunlar da çok keyifli" değil mi, "otuz altı yaşındasın ve kendi isteğinle, kendi keyfin için yapabildiğin bir meşgalen var ve bak herkes gülümsüyor", "galiba iyi bir şeyler yapıyorsunuz".)<br /><br />Konser halleri ve sahne halleri bunları düşündürüyor zaman zaman. Galiba, hayattaki varlığına inandığım genel muğlaklığın kapsamında konser halleri ayrı bir yere sahip. İnişler ve çıkışlar, zihnin farklı halleri, aynı ana sıkışan düşüncelerin aralarındaki mesafe...<br /><br />Bu haller bir garip haller!
<p> </p>